İçeriğe geç
İstanbul30 Ekim 2026, Cuma 14°
Gündem Var
Flaş 21:56:50
Ekonomi

Vergi Yapılandırması Artık Bir Tercih Değil, Ekonomik Bir İhtiyaç

Ekonomist ve Vergi Uzmanı Ulaş İke: “Fon mağduriyetine çözüm aranırken, e-haciz ve blokelerle mücadele eden reel sektörün destek ihtiyacı da görülmeli.”

  • İstanbul
  • 5 dk
  • 0
Vergi Yapılandırması Artık Bir Tercih Değil, Ekonomik Bir İhtiyaç

Son yıllarda ekonomi gündeminde en çok konuşulan başlıkların başında nakit akışı geliyor. İşletmeler açısından artık temel mesele yalnızca kârlılık değil, faaliyetlerini sürdürebilmek ve ekonomik hayatta ayakta kalabilmek olarak öne çıkıyor.

Ekonomist ve Vergi Uzmanı Ulaş İke, Türkiye’de milyonlarca kişi ve işletmenin vergi, SGK primi, kredi taksiti ve diğer kamu borçları nedeniyle ciddi bir ödeme baskısı altında olduğunu belirterek, yeni bir yapılandırma düzenlemesinin artık yalnızca bir tercih değil, ekonomik bir ihtiyaç haline geldiğini ifade etti.

“Kâr ve zarar plastik top, nakit akışı cam toptur”

İşletmeler için nakit akışının hayati önem taşıdığını vurgulayan Ulaş İke, ekonomik sürdürülebilirlik açısından ödeme gücünün korunması gerektiğine dikkat çekti.

İke, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Ben her zaman şunu söylüyorum, kâr ve zarar plastik top gibidir. Yere düşer, bir süre sonra tekrar sekebilir. Ancak nakit akışı cam bir toptur. Bir kere yere düştüğünde kırılır. Kırılan cam topun tamiri de çoğu zaman mümkün olmaz. Bugün Türkiye’de milyonlarca kişi ve işletme tam olarak bu noktada bulunuyor.”

Mart 2023’te yürürlüğe giren 7440 sayılı Kanun’un son kapsamlı yapılandırma düzenlemesi olduğunu hatırlatan İke, aradan geçen sürede ekonomik koşulların önemli ölçüde değiştiğini belirtti.

“Köprünün altından gerçekten çok su aktı”

7440 sayılı Kanun’dan bu yana yalnızca takvim yapraklarının değişmediğini ifade eden Ulaş İke, Türkiye’nin bu dönemde depremler, yüksek enflasyon, finansmana erişim zorlukları, yüksek faiz ortamı ve iç-dış siyasi gelişmelerin ekonomik etkileriyle karşı karşıya kaldığını söyledi.

İke, “Mart 2023’ten bu yana köprünün altından gerçekten çok su aktı. Bu süreçte birçok kişi ve işletme vergi, SGK primi, kredi taksiti veya diğer kamu borçlarını zamanında ödeyemedi. Üstelik sorun çoğu zaman ödeme isteğinin olmaması değil, ödeme gücünün kalmamasıydı.” dedi.

Bugün bazı vergi borçlarında faiz ve gecikme zamlarının ana para tutarını aşabildiğine dikkat çeken İke, borcun kendisinden çok yıllar içinde biriken yükün konuşulur hale geldiğini belirtti.

“Tahsilat kadar tahsil edilebilirlik de önemlidir”

Vergi gelirlerinin kamu maliyesi açısından en önemli finansman kaynaklarından biri olduğunu vurgulayan Ulaş İke, devlet açısından da tahsil edilebilir borç yapısının önemine işaret etti.

İke, “2025 yılında vergi gelirleri yaklaşık 11 trilyon TL’ye ulaşarak bütçenin en önemli finansman kaynağı olmaya devam etti. Vergiler genel bütçe gelirlerinin yaklaşık yüzde 88’ini oluşturdu. Ancak verginin tahsil edilmesi kadar tahsil edilebilir olması da önemlidir. Ödenmesi mümkün olmayan bir borcun sistemde durması, ne devletin kasasına para girmesini sağlar ne de mükellefin yeniden ekonomik hayata dönmesine yardımcı olur.” ifadelerini kullandı.

E-haciz uygulamaları ticari hayatı kilitleyebiliyor

Vergi borçları nedeniyle uygulanan e-haciz işlemlerinin birçok kişi ve işletme açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten İke, banka hesaplarına gelen blokelerin, araç ve gayrimenkuller üzerindeki kısıtlamaların günlük ekonomik faaliyetleri zorlaştırdığını söyledi.

Ulaş İke, “Bazı durumlarda sorun borcun büyüklüğü değil, ticari hayatın tamamen kilitlenmesidir. Banka hesaplarına gelen blokeler, işletmelerin maaş ödemesinden tedarikçi ödemelerine kadar pek çok temel faaliyetini aksatabiliyor. Bu da yalnızca borçlu işletmeyi değil, onunla çalışan tüm ekonomik zinciri etkiliyor.” dedi.

Bugün KYK borcu bulunan gençlerden SGK prim borcu olan esnafa, vergi borcu nedeniyle e-hacizle karşılaşan şirketlerden trafik cezaları nedeniyle icra baskısı yaşayan vatandaşlara kadar geniş bir kesimin benzer sorunlarla mücadele ettiğini belirten İke, yapılandırma talebinin yalnızca borçlu kesimlerin beklentisi olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.

Reel sektörün de desteğe ihtiyacı var

Sermaye Piyasası Kurulu’nun 1 Ekim 2026 tarihli duyurusuna göre, tasfiye sürecindeki Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy fonlarında mutabakatı tamamlanan yatırımcılara, her bir fon için ayrı ayrı 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme yapılacak. Merkezi Kayıt Kuruluşunun belirleyeceği net yatırım tutarı esas alınarak hesaplanacak ödeme, nihai tasfiye alacağından mahsup edilecek.

Fon krizinin vatandaşların ödeme düzeni üzerindeki etkisine dikkat çeken Ulaş İke, “Birikimlerine erişemeyen bazı vatandaşlar kısa vadeli ödemelerini yapamadı, bazıları ise yükümlülüklerini karşılamak için bireysel emeklilik sistemi (BES) kapsamındaki birikimlerini bozmak zorunda kaldı. İnsanların kendi paralarına erişememesi, günlük hayatlarını ve ödeme düzenlerini doğrudan etkiledi. Ara ödeme kararı bu mağduriyeti azaltmak açısından önemli bir adım.” dedi.

İke, değerlendirmesine şöyle devam etti: “Peki şirketler ne olacak? Her gün e-haciz ve banka hesaplarındaki blokelerle uğraşan, yüksek enflasyona ve artan maliyetlere rağmen üretmeye çalışan şirketler, esnaf ve KOBİ’ler ne olacak? Reel sektörün de desteğe ihtiyacı var. Çalışanının maaşını, tedarikçisinin alacağını ve kamuya olan borcunu ödemek isteyen bir işletmenin nakit akışını sürdürebilmesi gerekiyor.”

“Yapılandırma talebi, ekonomik sistemin yeniden nefes alma talebidir”

Yeni bir yapılandırma düzenlemesinin ekonomik sistemin yeniden hareket kazanması açısından önemli olduğunu belirten Ulaş İke, bu talebin yalnızca bireysel borçluların değil, genel ekonomik işleyişin ihtiyacı olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

İke, “Bugün yeni bir yapılandırma talebi yalnızca borçlu kesimlerin beklentisi olarak görülmemeli. Aslında bu talep, ekonomik sistemin yeniden nefes alması talebidir. Devletin tahsil edemediği alacak ile vatandaşın ödeyemediği borç arasında sıkışan bir ekonomide kimse kazanmaz.” ifadelerini kullandı.

“Borcu ödüllendiren değil, ödenebilir hale getiren bir model gerekiyor”

Vergi yapılandırmalarının sık sık çıkarılmasının vergi uyumunu olumsuz etkileyebileceğine de dikkat çeken İke, vergisini zamanında ödeyen mükelleflerin hassasiyetlerinin mutlaka gözetilmesi gerektiğini belirtti.

Ancak olağanüstü dönemlerin ardından olağanüstü çözümlerin de gerekebileceğini söyleyen İke, ihtiyaç duyulan modelin borcu teşvik eden değil, borcu ödenebilir hale getiren bir yaklaşım olması gerektiğini vurguladı.

Ulaş İke, değerlendirmesine şöyle devam etti: “Bugün ihtiyaç duyulan şey, borcu ödüllendiren değil, ödenebilir hale getiren bir modeldir. Ana paranın korunduğu, gecikme yüklerinin makul seviyelere çekildiği, uzun vadeli ödeme seçeneklerinin sunulduğu ve üretmeye devam eden insanların sistem içinde kalmasını sağlayacak bir yaklaşım hem kamu maliyesi hem de reel sektör açısından kazan-kazan sonucu doğurabilir.”

“Ekonominin üzerindeki yük hafifletilmeli”

Ekonominin yeniden hızlanabilmesi için zaman zaman yeni kaynaklara ihtiyaç duyulduğunu belirten Ulaş İke, bazı dönemlerde ise mevcut kaynakların üzerindeki yükü hafifletmenin daha etkili bir çözüm olabileceğini ifade etti.

İke, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Ekonominin yeniden hızlanabilmesi için bazen yeni kaynak bulmak gerekir. Bazen de mevcut kaynakların üzerindeki yükü hafifletmek. Bugün Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu tartışmalardan biri de tam olarak budur. Üretim ve istihdamı sürdüren reel sektörün destek ihtiyacı da bu çerçevede görülmelidir. Vergi yapılandırması artık yalnızca bir tercih değil, ekonomik bir ihtiyaç olarak ele alınmalıdır.”

Benzer Haberler