Yumurtalık kanserinde sıcak kemoterapi cerrahiyi tamamlayan bir seçenek sunuyor
Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İlker Kahramanoğlu, yumurtalık kanserinde sıcak kemoterapi yönteminin doğru hastada ve doğru zamanda uygulandığında cerrahiyi tamamlayan bilimsel bir seçenek olduğunu belirtti.
- yonetimİstanbul
- 3 dk
- 0

Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İlker Kahramanoğlu, yumurtalık kanseri tedavisinde uygulanan sıcak kemoterapinin rutin bir işlem olmadığını, yöntemin cerrahi müdahaleyi tamamlayıcı niteliğiyle ancak doğru zamanda ve uygun hasta grubunda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Tıbbi adıyla over kanseri olarak bilinen yumurtalık kanseri, karın zarı ile karın içerisindeki organların yüzeyine yayılım gösterebilen bir hastalıktır. Bu yayılma eğilimi sebebiyle cerrahi operasyonların sınırları çoğu zaman sadece yumurtalık dokusuyla kısıtlı kalmaz. Uzmanlar tarafından tedavi planı oluşturulurken hastalığın yaygınlığı, kitlenin biyolojik nitelikleri ve hastanın genel sağlık tablosu bir arada incelenir.
Ameliyatta birincil amaç tümörlerin temizlenmesidir
Ameliyat esnasında hastanın güvenliğini ön planda tutarak gözle seçilebilen tüm tümör odaklarının vücuttan uzaklaştırılmasını amaçladıklarını vurgulayan Prof. Dr. İlker Kahramanoğlu, uygulanan cerrahi stratejiyi şu sözlerle açıkladı:
“Amacımız, güvenli biçimde gözle görülür tümör bırakmamaktır. Bunun için karın içindeki hastalığı bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. Bazı hastalarda bağırsak, diyafram yüzeyi veya diğer bölgelerdeki tümör odaklarının da çıkarılması gerekebilir. Her aşamada tümörün temizlenmesi kadar hastanın güvenliğini ve ameliyat sonrası iyileşmesini de gözetiyoruz.”
Halk arasında sıcak kemoterapi adıyla bilinen HIPEC, yani hipertermik intraperitoneal kemoterapi, ameliyat sırasında özel bir cihaz sistemiyle ısıtılmış kemoterapi ilacının karın boşluğunda dolaştırılması prensibiyle yürütülür. Cerrahi kitle temizliğinin tamamlanmasının ardından karın içindeki mikroskobik kanser hücrelerini yok etmeyi amaçlayan bu yöntemde, verilecek ilaç tipi, uygulama sıcaklığı ve süre tedavi protokolüne göre düzenlenir.
Yöntemin sınırlarını da hatırlatan Kahramanoğlu, “Sıcak kemoterapi, ameliyatta çıkarılması gereken tümörlerin yerine geçen bir yöntem değildir. Cerrahiyi tamamlayabilir, ancak yetersiz tümör temizliğini telafi edeceği düşünülmemelidir. Ameliyat sonrasında gerekli olan diğer kemoterapi tedavilerinin de yerini tutmaz” diyerek yanlış beklentilerin önüne geçti.
Bilimsel veriler ve doğru hasta seçimi
Yöntemin klinik yararına ilişkin en somut bilimsel kanıtlar, ameliyatın öncesinde sistemik kemoterapi alan ve sonrasında cerrahiye alınan evre III epitelyal over kanseri hastalarını kapsayan OVHIPEC-1 çalışmasının uzun vadeli verilerinden elde edilmiştir. Bu çalışma, operasyona sıcak kemoterapinin dahil edilmesinin hastalığın nüksetmesini geciktirdiğini ve yaşam süresine katkı sağladığını kanıtlamaktadır. İlk nüksü yaşayan, platin temelli ilaçlara yanıt veren ve tümörün tamamen temizlenebildiği hastalarda da benzer yaşam süresi katkıları bildirilmekle birlikte, ciddi yan etki riski arttığı için kararın hassasiyetle tartılması gerekir.
Güncel ASCO kılavuzu da ameliyat öncesinde kemoterapi alan, böbrek fonksiyonları ve genel sağlık durumu uygun evre III hastalarda bu yöntemin bir alternatif olarak cerrahiye eklenebileceğini kabul etmektedir. Karar sürecinin hastayla şeffaf yürütüldüğünü söyleyen Kahramanoğlu şunları kaydetti:
“Bir tedavinin uygulanabiliyor olması, o hasta için mutlaka gerekli olduğu anlamına gelmez. Önce bu uygulamadan beklediğimiz yararı belirliyoruz. Sonra olası yan etkileri ve hastanın sağlık durumunu birlikte ele alıyoruz. Kararı, hastamıza seçenekleri açıkça anlatarak veriyoruz.”
Tedavi sürecinin en başında yapılan değerlendirmelere işaret eden Kahramanoğlu, “Hedefimiz yalnızca ameliyatı tamamlamak değil, hastanın bütün tedavi sürecini en doğru biçimde planlamaktır. Hangi hastaya, hangi zamanda, ne kapsamda cerrahi yapılacağı en az ameliyatın tekniği kadar önemlidir. Sıcak kemoterapi de bu planın, bilimsel verilerle desteklenen uygun bir parçası olduğunda değer taşır” diyerek anestezi, yoğun bakım ve medikal onkoloji ekipleriyle yürütülen multidisipliner koordinasyonun değerini hatırlattı.


